Hazır Cevaplar
HİÇTalat Paşa, bir gün Neyzen Tevfik’e memuriyet görevi almasını teklif edince, Neyzen sorar:
-Memur olursam, ne kadar ilerlerim?
Paşa, memurluk makamlarının tamamını sayınca, Neyzen tekrar sorar:
-Peki sonra?
Talat Paşa:
-Sonra mı? Hiiç der.
Neyzen, cevabı yapıştırır:
-Paşam zaten ben şimdiden bir ’hiç’im.
AĞZINA BAKMAKÜnlü bir Fransız yazarına sormuşlar:
-Bir politikacının yaşayıp yaşamadığı nasıl anlaşılır?
Şöyle cevap vermiş:
-Ağzına bakacaksınız. Kapalıysa ölmüş demektir!..
İSTEK VE ŞAHSİYETPeyami Safa, bir sohbetinde: "Kişinin isteği, şahsiyetini ortaya koyar." dedikten sonra devam etmiş:
Ne istediğinizi söyleyin, ne olduğunuzu haber vereyim:
Bir darı tanesi mi istiyorsunuz? Siz bir serçesiniz.
Bir kuzu mu istiyorsunuz? Siz bir kurtsunuz.
Bir zafer mi istiyorsunuz? Siz bir kahramansınız.
EN ZOR DİLYedi sekiz lisan bilen bir bilgeye:
-Üstad!.. diye sormuşlar. Gerçek bir uzman olarak bütün dillerin özelliğini biliyorsunuz. Söyler misiniz acaba, en anlaşılmaz dil hangisidir?
Bilge zat,hiç düşünmeden cevap vermiş:
-Kadınların dili!..
NİYETÖmer Seyfettin,kız lisesine Edebiyat Öğretmeni olduğu zaman,bazı arkadaşları şaka yollu: "Senin kadar genç bir adamı kız lisesine nasıl tayin ettiler?"diye takılmışlardı.Ömer Seyfettin,gözlerini açarak:
-Aman cancağızım,dedi.Benim karşımda genç kızlar yok ki...Yarının anneleri var.
SUSTURUCU TEDAVİZamane gençlerinden biri,bir toplantıda Mehmed Akif’i küçük düşürmeye çalışıp:
-"Afedersiniz, demiş, Siz baytar mısınız?"
Mehmed Akif, hiç istifini bozmadan şu cevabı vermiş:
-Evet,bir yeriniz mi ağrıyordu?
ZARARI FAYDASINDAN FAZLAYazarlarımızdan Emre Kevser:
"Televizyonun dünyayı ayağımıza getirdiğini" söyleyenlere:
-Evet doğru,cevabını vermiş. Dünyayı ayağımıza, belayı da başımıza getirdi.
NASILMIŞEkrem Hakkı Ayverdi, ikide birde "Nasılsınız?"diye soran bir arkadaşına şöyle dermiş:
-Uzun boylu, mavi gözlü.
AŞK NEYMİŞ?Mevlana’ya sormuşlar:"Aşk nedir?"
Cevap vermiş:
-Ben ol da gör.
DAYANAKBakan olur olmaz yeğenini vali yapan birine,Neyzen Tevfik şöyle demiş:
-Maaşallah,kardeşinizin oğlu tıpkı fasulyeye benziyor.
Bakan ,bu sözü tam anlamayınca,Neyzen açıklamış:
-Malum ya,fasulyeler de bir sırığa sarılarak yükselirler.
SON ROMANKötü bir romancı,Copus’e yeni eserini göstererek:
-Son romanım,üstad!der.Copus:
-Son mu?diye sorar.Gerçekten son mu.Ne saadet!...
KAÇAN TRENNecip Fazıl Kısakürek’in istasyondan öfkeyle döndüğünü görenler sorar:
-Üstad!Nedir bu öfken?Yoksa treni mi kaçırdın?
Mağlübiyeti kabul edemeyen Necip Fazıl:
-Ne münasebet!diye kükrer.Kovdum,gitti!
NE ALACAKMIŞ?Hayli kilolu olan Yahya Kemal ,bir yokuşun sonundaki lokantanın önünde dinlenirken,içeriden çıkan garson:
-Buyrun beyim,diye atılmış.Ne alırsınız?
Yahya Kemal,tebessüm edip:
-Evlat,demiş,Müsaade edersen biraz nefes alacağım.
NEYZEN’İN NEZAKETİ!Mehmed Akif,elini yıkadıktan sonra,Neyzen Tevfik’in kendisine uzattığı havlunun kirini görünce:
-Hayır,diye bağırmış.Elimi daha yeni yıkadım.
BOŞ EVDiyojen, yakışıklı ve iyi giyinen bir gençle tanıştığında ,onun son derece ahmakça sözler söylediğini görmüş ve kendisine bu genç hakkındaki fikrini soranlara şu cevabı vermiş:
-Muhteşem bir ev. Fakat içinde kimse yok, yani bomboş.
ŞAİR TAVSİYESİBir şemsiye tamircisi,yazmış olduğu şiirlerini incelemesi için Shakespeare’e gönderir.
Ünlü yazarın cevabı şu olur:
-Dostum,siz şemsiye yapın,hep şemsiye yapın,sadece şemsiye yapın,devamlı şemsiye yapın...
SOKRAT VE BİLEYTAŞITalebelerinden biri Sokrat’a sormuş:
-Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin ve onlara hitaben sanatını öğrettiğin halde,niçin sende çıkıp bir konuşma yapmıyorsun?
-Evlat,demiş Sokrat. Bileytaşı keskin değildir amma, en sert demiri bile keskin eder...
ANLADIĞININ İSPATITanıdıklarından biri,yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik’e göstererek fikrini sorar:
Neyzen,beğenmediğini ifade edince,adam:
-İyi ama,der Siz hiç roman yazmadınız ki!
Neyzen Tevfik şu cevabı verir:
-Ben yumurtanın tazesini,bayatını iyi anlarım.Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.
ÜÇ AYRI DİLDE CEVAPŞair Nabi’nin Sultan’a yakınlığını çekemeyen bazı şairler, onu imtihan etmek gayesiyle biri Arapça, biri de eski Türkçe olmak üzere "nereye?" manasına gelen:
-"Eyne, küca, kanceru?" dediklerinde,
Nabi:
-Fevki, bâlâ ,yukaru, diyerek üç ayrı dilde cevap verir ve hiç aldırmadan yoluna devam eder...
KİM OLABİLİR?Necip Fazıl’a :
-Fransa’da yayımlanan bir ansiklopediye Türkiye’den sadece iki şair almışlar,dediklerinde,üstad sormuş:
-İkincisi kim?
İLHAMIN KAYNAĞIŞiire meraklı bir hanım,bir gün Mehmet Çınarlı’ya şöyle demiş:
-Mehmet Bey,hanımlar mı daha iyi şiir yazarlar,erkekler mi?
-Erkekler!
-Nasıl olur?Bu kadar zarif,bu kadar kibar mahluklar yazmayacak da erkekler mi yazacak?
-Efendim,mesele ilham meselesi,Biz o ince,kibar mahluklardan ilham alarak güzel şiirler yazıyoruz.Onların karşısında ise bizler varız.Nereden ilham alıp da güzel şiir yazsınlar?